‘Tango ile Govend, Nâzım Hikmet ile Cegerxwîn’ kitabı raflarda: Ortak mücadele, benzer acılar…

İZMİR – Yazar, şair ve eleştirmen Hayri Yetik’in Ortadoğu coğrafyasının iki önemli şairini çok yönlü olarak incelediği ‘Tango ile Govend / Nâzım Hikmet ile Cegerxwîn’ kitabı raflardaki yerini aldı. Kayıp Kitaplar Yayınları tarafından ilk baskısı yapılan kitap, kısa sürede yoğun ilgi gördü.

Yetik’in, iki şairin hem biyografik açıdan hem de çözümlemeci bir eleştirellikle şiirlerini karşılaştırdığı kitap, aynı zamanda Türkiye ve Suriye’nin yüzyıllık tarihine de yeni bir pencere açıyor. İdeolojik, politik söylemselliğin bu şairlerin şiirsel hakikatini örttüğünü düşünen Yetik, şairlerin saklı tasımını, poetik hakikatini ortaya çıkarmaya çalışıyor.

‘DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK ADINA ÇOK ETKİLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM’

Aslen emekli edebiyat öğretmeni olan Yetik, “Ayrım”, “Şiir”, “Agor” ve “İle” dergilerinde yayın kurulu üyeliği yaptı. PEN temsilcisi olarak edebiyat alanında düzenlenen birçok etkinlikte görev alan Yetik ile yeni kitabını konuştuk. Edebiyat felsefesinin ilgi alanı olduğunu dile getiren Yetik, “Edebiyatın özel bir disiplin olduğunu ve dünyayı değiştirmek adına çok etkili olduğunu düşünüyorum. Yine sanatın da bu anlamda çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

‘ORTAK NOKTALARI VE AYRILDIKLARI NOKTALAR VAR’

Son eserinde içeriğin Nazım Hikmet ve Cigerxwîn karşılaştırması olduğunu söyleyen Yetik, kitabın ortaya çıkış sürecini ise şu sözlerle anlattı:

“Edebiyat tarihine ve düşünce tarihine katkı sunmuş 10-15 şair belirlemiştim. O şairler düşünce tarihinde ivme yaratmış ve metaforları değiştirmiş insanlardı. Bunlardan biri Ömer Hayyam’dır. Yine Yunus Emre, Nedim birçok isim sayılabilir. Daha çok Ortadoğulu şairlerden bahsediyorum. Bunlarla ilgili görüşlerimi yazmak, insanlık tarihine katkılarını belirlemek istiyordum. Nedim’i ,Hafız’ı, Mevlana’yı, Yunus Emre’yi yazmıştım. Nazım ve Cegerxwin’u da düşünüyordum. Ama sonra ikisini birlikte yazma fikri doğdu. İşe başlarken 100-150 sayfalık kısa bir metin düşünmüştüm. Ancak inceleyince buluştukları yerler gibi ayrıldıkları noktalarda da ortak olduklarını gördüm. Büyük ölçüde bir tesadüf. Örneğin özel hayatlarına bakarsak Nazım Hikmet’in hayatında 7 kadın olmuş, Cegerxwîn’un bir tane olmuş. Cegerxwîn’un 7 çocuğu olmuş, Nazım’ın ise bir çocuğu var. Bu şekilde de negatif pozitif benzerlikler var. Yine ortak nokta ikisi de komünist diyebiliriz.”

Tango ile Govend – Nâzım Hikmet ile Cegerxwîn, Hayri K. Yetik, 376 syf., Kayıp Kitaplar, 2024.

‘ARKEOLOJİK KAZI YAPAR GİBİ ONLARIN POETİKALARINI GÜN YÜZÜNE ÇIKARDIM’

Cegerxwîn’un mücadelesi, çektiği acılar, gördüğü zulümler açısından Nâzım’dan hiç de aşağı kalır yanı olmadığını, aksine Nâzım’dan artıları da olan bir insan olduğunu söyleyen Yetik, çalışması esnasında Cegerxwîn ile ilgili Kürtçe ve Türkçe çok az çalışma olduğunu fark ettiğini dile getirdi.

“Genellikle yüzeysel değerlendirme ve eleştiriler söz konusu. Nazım için de benzer bir durum var. Bu nedenle bu konuda bir çalışma yapmak istedim” diyen Yetik, “Politik edimleri sanatsal edimlerinin önüne geçiyor diyebilirim. Bu nedenle kitabın giriş bölümlerinde 20’inci yüzyıl Ortadoğu modernleşme tarihini ve Nâzım ile Cegerxwîn’un komünist olmaları dolayısıyla gördükleri zulüm ve ona karşı mücadelelerini yazmaktan da kendimi alamadım. Politik olanın bir hafriyat olduğunu düşünürüm ve o hafriyatı kaldırıp, aynı bir arkeolojik kazı yapar gibi onların poetikalarını, sanatsal edimlerini gün yüzüne çıkarmak istedim” ifadelerini kullandı.

‘TANGO NAZIM’I, GOVEND CEGERXWİN’U SİMGELİYOR’

Kitabın adına dikkat çeken Yetik, Tango’nun batılı bir dans olarak Nâzım’ı az çok simgelediğini, Govend’in ise Kürtlere özgü olarak Cegerxwîn’u temsil ettiğini söyledi. Kitaba ilişkin ilk tepkilerin bir hayli olumlu olduğunu da belirten Yetik, “İlk tepkiler olumlu. Biraz tartışılacağını düşünüyorum. Çünkü iki şairin bir arada değerlendirilmesi her iki şairden yana olan insanların tepkisine yol açacak diye düşünüyorum. Kimisi Nâzım’ı kimisi Cegerxwîn’u daha çok önemsiyor. Bir diğer konu da Nâzım’a ilişkin Kürtlerin sitemi… Kürtler, Orhan Veli’den, Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan bir beklemiyorlar, Nâzım’dan beklentileri olduğu için ona sitemde bulunuyorlar. Bu sitemi araştırdım. Kimi okurların iddia ettiği gibi şovenist, Kemalist, ittihatçı mıdır? Bu sorunun da cevabını araştırmaya çalıştım. Kitapta bu konu ile ilgili de epey bir çözümleme var. Ben de bir yargıya bağlamaktansa verileri sunup nitelemeyi okura bırakmayı yeğledim” dedi.

‘İKİ ŞAİRİ SINIRLAR ÜSTÜ DEĞERLENDİRMEK, SAVAŞIN BARIŞA DÖNÜŞMESİNDE YARARLI OLACAKTIR’

Okuyucuya ön yargıları bir tarafa bırakmaları çağrısında da bulunan Yetik, son olarak şunları kaydetti:

“Nâzım ile Cewgerxwîn’in bir diğer ortak özellikleri ikisinin de doğduğu memleketin sınır ötesinde olmasıdır. Sınır derken Misak-ı Milli sınırlarından bahsediyorum. Edebiyatın bilinmeyen konularından biri sınır edebiyatıdır. Aslında bu iki şairi birçok alanda değerlendirirken sınır edebiyatı içinde de değerlendirebiliriz. Sınır edebiyatı bize büyük ölçüde sınırların insanlara acı getirdiğini anlatır. İnsanları ayırdığını, böldüğünü, anlatır. Bu şairlerin ikisinin de enternasyonalist yanına dikkat edip öyle okumak önemlidir. Özellikle geleceğin dünyasında sınır üstü düşünmek gerekiyor. Bu bağlamda bu iki şairi değerlendirirsek bugün Kürtler ve Türkler arasındaki ayrımcılığın da aşılmasına yardımcı olacaktır. Görünmeyen bir savaş var ve bu şairlerin tanınmasının ve okunmasının bu savaşın barışa dönüşmesinde yararlı olacağına inanıyorum. Özellikle Kürtleri anlamak bakımından Cegerxwîn etkili olacaktır. Nâzım’ın bilinmeyen gerçeklerini de buradan okuyacaklardır. İkisi de benim şairimdir ama aslında tüm insanlığın şairidirler.”

(KÜLTÜR SANAT SERVİSİ)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir